|
Zahmet çekmek: Sıkıntı, güçlük, yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.\"Senin adam olman için az zahmet çekmedim ben.\" Zahmete sokmak: Birine sıkıntı, güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.\"
Ya Allah deyip (atılmak): Cenab-ı Hak`a sığınarak (atılmak).\"Ya Allah deyip düşmanın üzerine atıldı.\" Yabana atmak: Önem vermemek, önemsiz görüp dikkate almamak, üzerinde durmamak.\"Babanın sözlerini sakın y
Vadesi gelmek (yetmek): 1. Ömrü sona ermek, eceli gelmek, ölmek. 2. Süresi dolmak, ödeme zamanı gelmek.\"Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor.\" Vakit geçi
Ucu bucağı olmamak: Bir yer çok geniş, sonu yokmuş gibi olmak.\"Kafamı kaldırıp şöyle bir baktım, ovanın ucu bucağı görünmüyordu.\" Ucu dokunmak: Bir işten biri zarar görür olmak, söylenen bir söz biri
Tabana kuvvet: \"Binecek bir şey yok, yayan gitmekten başka çare de kalmadı\" anlamında kullanılır.\"Haydi kalkın bakalım, tabana kuvvet!\" Tabanları kaldırmak: Çok hızlı yürümeye ya da çok hızlı koşarak kaçmay
Saat bu saat: Ele geçen fırsatı kullanmanın tam zamanı, en iyi, en elverişli an bu andır.
Saati saatine uymamak: Bir kimsenin durumu, huyu sık sık değişir olmak.\"Ona güvenemem, çünkü saati saatine uymaz.\"
Sabaha &cced
Rafa kaldırmak (koymak): Bir iş üzerinde artık durmamak, o işi kenara itmek, ihmal etmek.\"Bizim dosyayı yine rafa kaldırmışlar.\" Rahat durmamak: Yaramazlık etmek, kımıldayıp durmak.\"Rahat durmadın, beni zor durumda bıraktın.\" Rahatına bakmak
Pabucu dama atılmak: Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını kaybetmek.\"Yeni bir elektrikçi aldılar, desene Murat`ın pabucu dama atıldı.\" Pabucunu ters giydirmek: Güç bi
Ocağı kör kalmak: Soyunu sürdürecek çocuğu bulanmamak, soyu tükenmiş olmak.
Ocağına düşmek: Birine yardım etmesi için yalvarmak, koruması için sığınmak.\"Ocağına düştüm ağam, beni bu işten anca
Na (nah) kafa: \"Akılsız, düşüncesiz, kavrayışsız\" anlamında alay yollu söylenir.\"Anlaması mümkün değil, na kafa!\" Nabza göre şerbet vermek: Birinin hoşuna gidecek, eğilimlerine cevap verecek biçimde davranmak
Maaşa geçmek: Aylığa geçmek, çalıştığı yerden ücret almaya başlamak.\"Maaşa geçtiği günün ertesinde onu işten çıkardılar.\" Madalyanın ters (öteki) yüzü: Olumlu bir olay, iş ya da duru
Laçka olmak: 1. Herhangi bir iş gevşek ve düzensiz yürütülmek. 2. Mil ya da vida gibi makine bölümleri eskiyip aşınarak işe yaramaz hâle gelmek.\"Bu vidalar laçka olmuş, kol tutmuyor.\"
Lafa boğma
Kabak (birinin) başına (başında) patlamak: Birçok kimsenin ilgili olduğu olaydan yalnızca bir kimse zararlı çıkmak; beklenmediği hâlde, bir işin zararlı sonucuna katlanmak. Kabak tadı vermek: Bıktırmak, usanç vermek, tats
Icığını cıcığını çıkarmak: 1. Her yanını ellemek, didiklemek. 2. Bir meseleyi en ince ayrıntılarına kadar soruşturmak, incelemek.\"İyice ıcığını cıcığını çıkardınız meselenin.\" Ikınıp sıkınmak: Bir işi yapabilmek için kendini
Ha Hoca Ali, ha Ali Hoca: Farklı gibi gösterilen iki şeyin, gerçekte hiçbir değişikliği yoktur, \"ikisi de birdir\" anlamında kullanılır. Ha babam (ha): 1. Devamlı olarak, hiç durmadan. 2. Karşısındakinin çabası
Gafil avlanmak: Hiç beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız olduğu sırada zor duruma düşürülmek.\"Ben gafil avlanacak bir insan değildim ama oldu bir kere.\" Gaflet basmak: Uykusu gelmek.\"Siz konuşurken
Faka basmak: Tuzağa düşmek, aldatılmak.\"Beni nasıl faka bastırdılar anlayamadım bir türlü!\" Fareler cirit oynamak: Bir yer ıssız olmak, kimseler bulunmamak.\"Koca köyde fareler cirit atıyordu.\" Farkına varmak: Göz&uu
Ecel aman verirse: Ölmezsem, ömür yeterse.\"Ecel aman verirse torunumu da görürüm.\" Ecel teri dökmek: Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.\"Kö
Dağa çıkmak: Hükümete, kanunlara karşı gelerek dağlara çekilmek, buralarda eşkıyalık etmek.\"Düğünü basanlar dağa çıkmışlar.\" Dağa kaldırmak: Herhangi bir sebepten ötürü birini zorla da
Çabalama kaptan ben gidemem: \"Zorlamanın hiç faydası yok, ben bu işi yapacak güçte değilim; boşuna uğraşıyorsun, yapamam, gitmem,\" anlamında kullanılır. Çağ açmak: Yeni bir gidişin,
Cadı kazanı: Fesadın ve dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, türlü düşmanlıkların kaynaştığı, hile ve düzenlerin kurulduğu yer.\"Mahalle bir anda cadı kazanı gibi
Baba adam: Ağır başlı, iyi yürekli, olgun, hoşgörülü, yaşlıca adam.\"Ne baba adammış meğer, ailesinden değil, komşularından bile kimseyi ihmal etmedi.\" Babası tutmak (veya babaları üstünde olmak): Çok
Aba altından değnek göstermek: Sakin, yumuşak görünmekle birlikte karşısındakini gizliden gizliye korkutmak.”Sakın onlara aba altından değnek göstermeye kalkma, yoksa kaçırırsın.” Abacı, kebeci, ara yerde sen
|