İlçenin Tarihi
Kahta, medeniyetlerin doğuş yeri olan Mezopotamya’ya yakınlığı nedeniyle tarih süreci içerisinde sayısız medeniyetlere ev sahipliği yapmış önemli bir yerleşim merkezidir. M.Ö.VII. yüzyılda Asur, VI.yüzyılda Pers, IV.yüzyılda Makedon ve Seleukos egemenliğinin hüküm sürdüğü görülmektedir. M.Ö. I.yüzyılda bölgede hüküm süren Arsames, günümüze önemli tarihi eserler bırakmıştır. Kommagenelilerin atası olan Arsames, bugünkü Fırat Arsameia’sı olarak bilinen Gerger Kalesi ile Nymhois Arkameia’sının kurucusudur. M.Ö.109’da bağımsızlığına kavuşan, doğu ve batının kültür, sanat ve inançlarının sentezi olan Kommagene Medeniyeti M.S. 72’de Anadolu’da Romalılar tarafından ortadan kaldırılarak Suriye Eyaletine bağlanan son krallık olmuştur.
Kahta, Arap, Ermeni, Artuklular, Haçlı Seferlerini müteakiben Selçuklular, Babiller, Moğollar, Memlükler ve Dulkadiroğuları hakimiyetinde kaldıktan sonra 1516 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı hakimiyetine girerek önce Dulkadirli Emaretine, Kanuni zamanında ise sancak merkezi haline getirilen Samsat’a bağlanarak Zülkadiriye Eyaletine (Maraş) bağlanır.
Kahta 1531 yılında Malatya’ya, 1349 yılında ise Hısn-ı Mansur’a (Adıyaman) bağlanır. 1859 yılında Malatya sancak olunca Kâhta’da diğer kazalar gibi yeniden Malatya’ya bağlanır. Bu durum Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına kadar devam eder.
Kahta Cumhuriyet döneminde Malatya’ya bağlı bir ilçe olarak yapılandırılır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yer değiştirerek eski Kâhta’nın 26 k.m. güneyindeki şimdiki yerine taşınır. İlçemiz 1954 yılında Adıyaman’ın il olmasına müteakip, Adıyaman’a bağlanmıştır.
İlçe Adının Kaynağı; Kahta adının nereden geldiği yolunda kaynaklarda pek bilgi olmamakla beraber, tarihte, Orta Asya’da Ötüken ve Karakurum yakınında Kahta isimli bir kentin varlığı göz önüne alınırsa Kahta isminin Orta Asya kökenli bir isim olduğu sonucu çıkarılabilir. “Kahta” isminin Persçede “Dağın Eteği” anlamına geldiği ve Komagenelilerden önce bölgede hakim olan Persler tarafından kullanıldığı , bu adın da eski yerleşim yerinin konumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Eski ilçe merkezi Eski Kahta’dır ve Nemrut Dağının eteklerinde yer almaktadır.
Bugün dünyanın sekizinci harikası olarak tanımlanan, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde yer alan, ülkemizin tanıtımına büyük katkı sağlayan önemli bir turizm çekim merkezi konumundaki Nemrut Dağı tepesinde bulunan Kommagene Kralı Antiochus Theos’un Anıt Mezarı Kommagenelilerin bıraktığı en önemli tarihi mirastır. Kommagenelilerden kalan tarihi ören yerleri bugün ilçenin en önemli ekonomik kaynağını teşkil etmektedir. İlçe sınırları içersinde bulunan Nemrut Dağı ören yerindeki tarihi eserler, 1987’de UNESCO tarafından dünya kültür mirası olarak ilan edilmiştir.
Nemrud’ u özel kılan nedir ?
· Platform oluşturmak için dağın tepesinden 200,000 m3’lük kütle, elle yontulmuştur.
· Bu platform üzerinde, 150 metre çapında, matematiksel bir koni inşa edilmiştir.
· Uzak bir vadiden çıkartılan ve her biri altı ton ağırlığındaki taş bloklar dağın tepesine taşınmış ve her biri on metre yüksekliğinde on anıt yontulmuştur.
· Dünyanın en büyük horoskopu buradadır.
· Bu horoskop Ay’ın, üç gezegenin ve Leo’nun 19 yıldızının 2100 yıl önceki konumlarının betimlendiği 2 x 2.5 metre büyüklüğünde taş bir plakaya oyulmuş, dünyanın en eski horoskopu olan ‘Aslanlı horoskop’tur.
· Kral 1. Antiochos’un mezarının Tutankhamon’un mezarı kadar zengin olduğu sanılmaktadır.
· 500 metreden daha uzun yazıtlarda bir krallığının öyküsü anlatılmaktadır.
· Eşsiz sanat üslubu eski Yunan ve Pers etkilerini yansıtır.
Varlığı bilinmekle beraber Antiochos’un mezarır henüz keşfedilememiştir. 1989 - 1990 yıllarında yapılan jeofiziksel araştırmalar sonucunda Uluslararası Nemrud Vakfı (UNV) mezarın konumu hakkında detaylı bilgi elde etmiştir. Arkeologlar Kral 1. Antiochos’un mezarının Mısır firavunlarının ki kadar önemli olduğu kanısındadırlar.
Kahta İlçesinde günümüze gelebilen tarihi eserler;
Kahta Kalesi
Yeni Kale
Cendere Köprüsü
Hacı Yusuf Türbesi
Karakuş Dikili Taşları
Karakuş Tümülüsü Kadınlar Anıt Mezarı
Arsemia Anıtı
Nemrut Dağı

NEMRUT
Dilek tutmak için haydi Nemrut’a!
Kaynak: Turizm habercisi
Nemrut Dağı’nda, tanrı ve kral heykellerinin arasında meteor yağmuru izlenebilecek. Özellikle 12 Ağustos gecesi (bugün), saat 21.00'den sonra, saatte 70'e yakın meteor görmek mümkün. Adıyaman Valisi Halil Işık, “Böylesine büyüleyici bir mekanda göktaşı yağmurunu izlemek ve dilek tutmak için herkesi Nemrut Dağı’na bekliyoruz” dedi.
Gökyüzü, Ağustos ayı boyunca meteor yağmurlarına sahne oluyor. Meteor yağmuru en yoğun bu gece yaşanacak. Uzmanlara göre, gökyüzündeki bazı meteor kaymaları çıplak gözle izlenebilecek. Ancak havanın açık ve bulutsuz olması gerekiyor, kent ışıkları ise görüşü olumsuz etkiliyor.
Dünya’nın yörüngesi herhangi bir kuyruklu yıldızın yörüngesiyle kesiştiğinde, kuyruklu yıldız atmosfere hızla giriyor. Bu esnada kuyruk bölümündeki göktaşları atmosferdeki sürtünmenin etkisiyle alev alıyor ve yanıyor. Bu yanma gökyüzünde bir ışık bırakıyor. Yeryüzünden gözlemlenen bu olaya halk dilinde ‘yıldız kayması’ deniyor, aslında bu bir meteorun yanarak yeryüzüne düşmesi. Yıldız kayması yaz aylarında daha sık yaşanıyor.
Dünyanın sekizinci harikası olarak bilinen, UNESCO tarafından ‘Dünya Kültür Mirasları’ arasına alınan Nemrut Dağı’nda, tanrı ve kral heykellerinin arasında meteor yağmuru izlenebilecek. ‘Perseid Meteor Yağmuru’ olarak anılan gökyüzü şöleninde, ışık kirliliği görüşü çok kısıtlamıyor ve her yerden çıplak gözle görülebiliyor.
Özellikle bu gece, saat 21.00'den sonra, saatte 70'e yakın meteor görmek mümkün olabilecek.
Adıyaman Valisi Halil Işık, 2 bin 206 metre yükseklikte, doğu ve batının kesiştiği Nemrut Dağı’nın zirvesinde, meteor yağmuru izlemenin bir ayrıcalık olacağını dile getirdi.
Işık, “Dünyanın sekizinci harikası olarak bilinen ve UNESCO tarafından dünya kültür mirasları arasına alınan 2 bin 206 metre yükseklikteki Nemrut Dağı’nda, gün batımından sonra tarihi bir mekanda Perseid Meteor yağmuru izlenebilir. Böylesine büyüleyici bir mekanda göktaşı yağmurunu izlemek ve dilek tutmak için herkesi Nemrut Dağı’na bekliyoruz” dedi.
Astronomide en büyük meteor yağmurlarına neden olan Perseid meteor yağmurları Güneş etrafında turunu 130 yılda tamamlayan Swift-Tuttle kuyrukluyıldızı. Kuyrukluyıldızın çıkış noktası Perseus (Kahraman) takımyıldızı doğrultusunda olduğu için geride bıraktığı meteorlar Perseidler olarak adlandırılıyor.
Coğrafi Yapı
İlçe Merkezinin yerleşim yeri ova üzerindedir. İlçenin kuzey bölgesi dağlık olup, bu bölgede köyler tarım arazisi dışına, yamaçlara kurulmuştur. Güney bölümündeki köyler ise ova içerisindedir.
Kahta; 38-17 doğu boylamı ile 37-45 kuzey enlemi üzerinde yer alır. Denizden yüksekliği 750 metredir. Kuzeyde yüksekliği 2000 metreye ulaşan sıra dağlarla çevrili ilçe 1490 km2’lik yüz ölçüme sahiptir. Adıyaman ilinin 33 km. doğusunda yer alır. İlçe yüzölçümünün -Kahta merkez dahil- yaklaşık üçte ikisi 1. derecede, kalan yaklaşık üçte biri ise 2. derecede deprem bölgesi içindedir.
Kahta ilçesi, doğuda Gerger ilçesi, güney ve güneydoğuda Şanlıurfa ili, güneybatıda Samsat ilçesi, batıda Adıyaman, kuzeyde Sincik ilçesi ve Malatya ili ile çevrilidir. Şu anda ilçenin doğu ve güneydoğu kesimindeki sınırını Atatürk Baraj Gölü meydana getirmektedir.
İlçenin kuzey kesimi dağlık alanlardan meydana gelirken, güney kesimi düzlük alanlardan meydana gelmektedir. Kuzeydeki en yüksek nokta Nemrut Dağıdır (2.206m.), dağlık alanlardan güneye doğru gidildikçe önce plato alanlarına sonra geniş ovalara geçilir. Kahta Antitoros Dağlarının güney eteklerinde başlayıp güneye doğru alçalan ve Harran ovasına doğru uzanan bir arazi yapısına sahiptir. İlçe merkezi düz bir alanda kurulmuştur.
Dağlar : Güneydoğu Toroslar silsilesi üzerinde Karadut Köyünün kuzeyindeki 2.206 m. yüksekliğindeki Nemrut Dağı ilçenin belli başlı önemli dağıdır.
Akarsular : İlçenin en önemli akarsuları Kahta Çayı ve Kalburcu Çayıdır.
Kahta Çayı : Çelikhan yöresindeki Bulam, Abdülherap ve Recep sularını alarak güneydoğu istikametinde ilerleyip Kahta topraklarına girer. Tarihi Cendere Köprüsünden geçtikten hemen sonra Eski Kâhta (Kocahisar) Köyü istikametinden gelen çay ile birleşerek güneye doğru ilerler. Zilan Çayını da alarak baraj gölüne dökülür. Geniş yataklı bir su olup, çevresinde fasulye, tütün, susam, çeltik ve pamuk ziraati yapılır.
Kalburcu Çay:Fırat Nehrini destekleyen kollardan biridir.Kakurtlu Çayı civarında Ziyaret ve Çakal Çayını alarak Ayaz Köyü doğusundanFırat Nehrine karışır.Çevresi ziraate elverişlidir.
Göller:Kahta’da tabi göl yoktur. Ancak Topraksu teşkilatinca Mülk Köyünde “100. Yıl Göleti” adı verilen bir “Sulama Göleti”, Dut Köyünde de aynı şekilde“Dut Göleti” adında bir sulama göleti yapılmıştır.
İklim ve Bitki Örtüsü
İlçemizin doğal bitki örtüsü step görünümündedir. Engebeli bir arazi yapısına sahip olup, dağlık kesimde fazla sık olmayan meşe ağaçları, akarsu boylarında ise söğüt ve kavak ağaçları mevcuttur.
İlçemiz sınırları içerisinde bulunan Atatürk Baraj Gölü nedeniyle, iklim yapısı önemli ölçüde değişikliğe uğrayarak, karasal olan iklim, Akdeniz İklimi ile benzerlik göstermeye başlamıştır.
İlçemizde son 10 yılın meteorolojik verilerine göre en düşük sıcaklık – 9.4 0C (1997 yılı Şubat ay’ı) en yüksek sıcaklık 44.4 0C (2000 yılı Temmuz ay’ı) dir.
İlçemize son 10 yılda yıllık olarak en yüksek yağış miktarı m2’ye toplam 1038.5 kg. ile 1996 yılında, aylık en yüksek yağış miktarı 297.6 kg olarak 1996 yılı Mart ayında kaydedilmiştir.
Son on yıllık sıcaklık ortalaması 17.2’ dir.
KAHTA 2005 YILI METEOROLOJİK DEĞERLER CETVELİ
SICAKLIK
MAKSİMUM SICAKLIK ORTALAMASI
28.4
ORTALAMA SICAKLIK
17.3
MİNİMUM SICAKLIK
6.4
YAĞIŞ
TOPLAM YAĞIŞ MİKTARI
542.5 Kg
MAKSİMUM YAĞIŞ
51.2 Kg.
YAĞIŞLI GÜN SAYISI
75
RÜZGAR
ORTALAMA RÜZGAR
0.7
MAKSİMUM RÜZGAR
6.6
EN ÇOK ESEN YÖN
NW
NEM
NEM ORTALAMASI
51.4
BASINÇ
BUHAR BASINCI ORTALAMASI
10.1
GÜNEŞLENME
GÜNEŞLENME YÜZDESİ
62.2
DON
DONLU GÜN SAYISI
18
DOLU
DOLULU GÜN SAYISI
2
KAR
KARLI GÜN SAYISI
12
BULUT
AÇIK
160 GÜN
BULUTLU
163 GÜN
KAPALI
42 GÜN
Turizm
Nemrut Dağı Ören Yeri
Doğu-Batı Medeniyetinin, 2150 m. yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası Nemrut. Yüksekliği 10 metreyi bulan büyüleyici heykelleriyle, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır. İki bin yıldır güneşin doğuşunu ve batışını 2150 m. yükseklikte izleyen dev heykellerin sırrının çözülmesi için KOMMAGENE UYGARLIĞI' nın keşfine gitmek gerekir.
Osmanlı İmparatorluğu' nda asker danışman olarak görev yapan ve tarihi eserlere ilgi duyan Alman subay Helmut Von Moltke, 1838'de bölgedeki araştırmaları sırasında bölgedeki tarihi kalıntılar hakkında bilgi verdiği '' Türkiye'deki Durum ve Olaylar Hakkında Mektuplar'' adlı kitabında nedense Nemrut Dağı'ndaki heykellerden söz etmemiştir. Nemrut Dağı'nın zirvesindeki eserlerden ilk söz eden ve bunların Asurlular'dan kalma olduğunu tahmin eden,1881'de Diyarbakır'da yol yapım işlerinde görevli Alman Mühendis Karl Sester'dir. Sester'in verdiği bilgiler doğrultusunda Kraliyet Akademisi tarafından araştırma yapmak üzere bölgeye gönderilen genç bilim adamı Otto Punchtein başkanlığındaki ekip, Nemrut Dağı'nın tepesindeki tümülüs ve tümülüsün doğu ve batı yanlarında oluşturulmuş teraslar üzerindeki devasa heykelleri ve çeşitli kabartmalardan oluşan eserler üzerinde çalışır.
Uzun çalışmalar sonunda Grekçe yazılı kitabeyi çözen, bu eserler Kommagene Uygarlığı'na ait olduğunu ve Kommagene Kralı 1. Antiochus tarafından yaptırıldığını keşfeder. Antiochus'un ağzından yazılan kitabe, Nemrut Dağı'nın sırrını ve Antiochus'un yasalarını içermektedir.
Daha sonra Alman Mühendis Karl Humann ve İstanbul Arkeoloji Müzesinin kurucusu Osman Hamdi Beyin de katıldığı Nemrut Dağı çalışmaları 1953'ten 80'li yıllara kadar Amerikalı Arkeolog Theresa Goell ve Friedrich Karl Döner ve 1986 yılından itibaren, Dörner'in öğrencisi Sencer Şahin tarafından sürdürülmüştür.
Kommagene Uygarlığının ortaya çıkmasını sağlayan kazılar, Nemrut Dağından başka Arsameia, Samsat ve Fırat Havzasında gerçekleştirilmiştir. Bölgede yapılan kazılarda ortaya çıkartılan taşınabilir eserler müzelerde, geri kalanları da Milli Park Alanı içerisinde korumaya alınmıştır.
Kommagene Krallığı
Yunanca ''Genler Topluluğu'' anlamına gelen Kommagene, ismiyle bağdaşırcasına, Grek ve Pers Uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin bütünleştiği güçlü bir krallıktır. Toros Dağlarındaki çeşitli yolların birleştiği noktada bulunan antik Kommagene Krallığı, Suriye'nin kuzeyi, Hatay, Pınarbaşı Kuzey Toroslar ve doğuda Fırat Nehri'nin çevrelediği verimli topraklarda yer almıştır. Tarıma ve hayvancılığa elverişli ve ekonomik önemi yüksek sedir ağacı ormanlarını barındıran Kommagene topraklarının, ilk çağlardan beri yerleşim alanı olarak kullanıldığı, civarındaki mağara ve arkeolojik buluntulardan anlaşılmaktadır.
İ.Ö. 2000 yılının ortalarında Hitit İmparatorluğu' nun egemenliği altına girdiği tahmin edilen Kommagene Kralllığı'nın öncesi kabul edilen Kummuh'nın olduğu ve Kummuh'un İ.Ö. 711'lerde Asurlular, İ.Ö. 605'te de Babilliler tarafından fethedildiği anlaşılmaktadır. İ.Ö. 6. yüzyılın sonlarına doğru Kommagene toprakları Pers İmparatorluğu 'nun eline geçmiştir. İ. Ö. 323 ' te Kommagene Bölgesinin idaresi Grek-Makedon yöneticiler tarafından sağlanmıştır.
Antik dünyanın küçük ancak güçlü ülkesi Kommagene, baba tarafı Pers Krallarından ''Kralları olarak anılan Darius'a ile anne tarafı Makedonya Hükümdarı Büyük İskender ile akraba olan bir prensin oğlu Mithridates Kallinikos tarafından, İ.Ö. 109 yılında bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur.
Farklı topluluklardan meydana gelen ve ayrı inanç ve kültürlere sahip Kommageneliler arasındaki birliği sağlamak konusunda büyük başarı sağlayan Mithridates Kallinikos, tanrılarla olan bağını kuvvetlendireceği ve böylece ulusun barış içerisinde yaşatacağı inancıyla ülkesinin çeşitli yerlerinde tapınaklar yaptırmıştır.
Nemrut Dağı ve Arsameia şehrindeki kült yapılarıyla Kommagene Krallarının en ünlüsü olan 1. Antiochus devri (İ. Ö. 69-38), krallığın en refah içinde yaşadığı dönemdir. Kendi mezarını Nemrut Dağı'nın zirvesine, babası Mithridates 1.Kallinikos' un mezarını ise Arsemeia' da Eski Kahta Çayının kenarına yaptıran 1.Antiochus, krallığını ekonomik ve kültürel yönden en üst seviyeye çıkartmıştır. 1. Antiochus'tan sonra Kommagene Krallığının parlak dönemleri, halefler tarafından devam ettirilemez ve İ.S. 29 yılından itibaren Kommegene Kralları Roma tarafından atanır. İ.S. 72'de Romalıların Kommagene'yi istila etmesiyle 200 yıllık krallığın bağımsızlığı tamamen sona erer ve bu tarihten sonra Kommagene toprakları Suriye'nin parçası olarak tarihteki yerini alır.
Nemrut Dağı ve Tümülüs
DÜNYANIN 8. HARİKASI NEMRUT
Doğu-Batı Medeniyetinin, 2206 m. Yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası Nemrut. Yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleriyle, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır. İki bin yıldır güneşin doğuşunu ve batışını 2150 m. Yükseklikte izleyen dev heykellerin sırrının çözülmesi için KOMMAGENE UYGARLIĞI’nın keşfine gitmek gerekir.
Osmanlı İmparatorluğu’nda askeri danışman olarak görev yapan ve tarihi eserlere ilgi duyan Alman subay Helmut Von Moltke, 1838’de bölgedeki araştırmaları sırasında bölgedeki tarihi kalıntılar hakkında bilgi verdiği “Türkiye’deki Durum ve Olaylar Hakkında Mektuplar” adlı kitabında nedense Nemrut Dağı’ndaki heykellerden söz etmemiştir. Nemrut Dağı’nın zirvesindeki eserlerden ilk söz eden ve bunların Asurlular’dan kalma olduğunu tahmin eden, 1881’de Diyarbakır’da yol yapım işlerinde görevli Alman Mühendis Karl Sester’dir. Sester’in verdiği bilgiler doğrultusunda Kraliyet Akademisi tarafından araştırma yapmak üzere bölgeye gönderilen genç bilim adamı Otto Punchtein başkanlığındaki ekip, Nemrut Dağı’nın tepesindeki tümülüs ve tümülüsün doğu ve batı yanlarında oluşturulmuş teraslar üzerindeki devasa heykeller ve çeşitli kabartmalardan oluşan eserler üzerinde çalışır.
Uzun çalışmalar sonunda Grekçe yazılı kitabeyi çözen Punchstein, bu eserlerin Kommagene Uygarlığı’na ait olduğunu ve Kommagene Kralı 1. Antiochos tarafından yaptırıldığını keşfeder. Antiochos’un ağzından yazılan kitabe, Nemrud Dağı’nın sırrını ve Antiochos’un yasalarını içermektedir.
Daha sonra Alman Mühendis Karl Humann ve İstanbul Arkeoloji Müzesinin kurucusu Osman Hamdi Beyin de katıldığı Nemrut Dağı çalışmaları 1953’ten 80’li .yıllara kadar Amerika’lı Arkeolog Theresa Goell ve Friedrich Karl Dörner ve 1986 yılından itibaren, Dörner’in öğrencisi Sencer Şahin tarafından sürdürülmüştür.
Commagene Uygarlığının ortaya çıkmasını sağlayan kazılar, Nemrut Dağı’ndan başka Arsameia, Samsat ve Fırat Havzasında gerçekleştirilmiştir. Bölgede yapılan kazılarda ortaya çıkartılan taşınabilir eserler müzelerde, geri kalanları da Milli Park Alanı içerisinde korumaya alınmıştır.
Nemrut Dağı İlçemizin Karadut köyünde, dünyanın sekizinci harikası olarak tanınan, tepesinde küçük kırma taşların yığılmasıyla oluşturulmuş konik bir tümülüsün bulunduğu, 2150.metre yükseklikte, görkemli bir kültür ve turizm merkezidir. İ.Ö.1. yüzyıla tarihlenen ve orijinali 55 m. olan tümülüsün bugünkü yüksekliği 50 m., çapı 150 metredir.
Gündoğumu ve günbatımının tüm ihtişamıyla izlenebildiği bu tepede, Kommagene Kralı 1. Antiochus kendisi için görkemli bir anıt mezar, mezar odasının üzerine kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafını çevreleyen kutsal alanlar inşa ettirmiştir. Tümülüs, Kral 1. Antiochus' un şerefine tertiplenen törenlere mahsus 3 terasla çevrilidir. Doğu, batı ve kuzey terasları olarak adlandırılan bu alanlardan doğu ve batı teraslarda; sıra halinde dizilmiş blok halinde 8 yontma taşın üst üste oturtulmasıyla oluşturulan 8- 10 metre yüksekliğinde muhteşem heykeller, kabartmalar ve yazıtlar bulunmaktadır. Heykeller, bir aslan ve bir kartal heykeliyle başlar ve aynı düzende son bulur. Hayvanların kralı olan aslan yeryüzündeki gücü, tanrıların habercisi olan kartal ise göksel gücü sembolize eder. Heykeller her iki tarafta da şu şekilde sıralanmıştır.
Kral 1. Antiochus (Theos); Fortuna (Theichye- Kommagene-Tanrıça) Zeus (Oromasdes); Apollo (Mithras-Helios-Hermes) Herakles (Ares-Artagnes).
Kült yazıtlarında anne tarafı Büyük İskender'den(Yunan-Makedonya) baba tarafından ise, Darieos'dan (Pers) geldiğini ifade eden Antiochus, atalarından gelen bu etnik farklılığı birleştirerek, kültür zenginliği haline dönüştürmenin göstergesi olarak tanrı heykellerinin yüzünü doğuya ve batıya çevirmiştir. Zaten tanrı heykellerinin isimleri de hem Grek, hem de Pers dili ile ifade edilmiştir.
Doğu Terası
Kommagene ülkesinde güneşin doğuşunu ilk gören yer olan doğu terasına sert kayalardan oyulmuş merdivenli yollardan çıkılır. Doğu terası; tanrılar galerisi, atalar galerisi ve sunaktan oluşur. Tanrılar galerisindeki devası tanrı heykelleri anıt mezara sırtını dönmüş biçiminde sıralanmıştır.
Tanrılar galerisinin 5 heykelinde biri olan Antiochus, güney uçta ilk sırada yer almaktadır. Kendisini tanrılarla aynı kategoride gören Antiochus, heykelini sıralamaya dahil etmiştir. 2 .Heykel Kommagene-Fortuna Latincede şans, uğur, bereket anlamındadır. Heykeller arasında en uzun olan 3. Heykel Zeus-Oromasdes, Tanrılar tanrısı Kronos'un oğlu, baş tanrı ve gökler hakimidir. 4. Heykel Apollon- Mithras, Anadolu mitolojisinde baş tanrı Zeus'un oğlu olup ışık ve güneş tanrısıdır. Kuvvet ve kudretin sembolü olan Herakles Anadolu'da Herkül adıyla anılır.
Heykellerin her iki yanında içte yer alan göksel gücün temsilcisi kartal ve yanında duran aslan daima tanrıların ve kralların yanında onlara bekçilik etmektedir.
Batı Terası
Muhteşem bir gün batımının izlenebildiği, Doğu terasına benzer şekilde yapılmış batı terasında, tanrılar galerisindeki heykel sıralanması ve heykellerin arkasındaki kült yazısı bazı detaylar hariç aynıdır. Doğu terasında farklı olarak, tanrılar galerisinin kuzey ucunda, dördünde Kral Antiochus'un tanrılarla selamlaşması, diğerinde aslan figürü bulunan, kumtaşından yapılmış 5 kabartma (rölyef) bulunmaktadır. Aslan horoskop olarak bilinen kabartma, 25000 yılda bir meydana gelen astrolojik bir olayın sembolize edilmiş halidir.
Doğu ve batı terasının her ikisinde de tanrı heykellerinin tahtlarını oluşturan taş blokların arkasında Grek harfleriyle yazılmış 237 satırlık uzun bir kült yazıtı NOMOS bulunmaktadır.
Kuzey Terası
Burası batı doğu teraslarını birbirine bağlayan 100 metre uzunluğunda bir tören yoludur. 80 metre uzunluğunda tamamlanmamış stel kaideleri bulunur. Nemrud Dağı’ndaki tapınağı ziyarete gelen hacılar dağın eteklerindeki vadilerde toplandıkları zaman rahibin hizmetkarları onlara su ve yiyecek getirirlerdi. Dağın eteklerinden tapınağa çıkan iki alay merdiveni vardı. Her iki merdivenin sonlarına doğru tapınağa yakın bir yere yerleştirilmiş stellerde Antiochos hacılara kutsal toprağa ayak basmakta olduklarını hatırlatmış ve davranışlarına dikkat etmelerini söylemişti.
Güneydeki alay yolu Kommagene soyluları içindi ve Batı Terası’nda son bulurdu. Kuzeydeki patika halk içindi ve Kuzey Terası’na ulaşırdı.
Kuzey Terası’nda, tapınağın önündeki meydanda, halk tanrıların huzuruna çıkmadan önceki son hazırlıklarını yapardı. Dikkatli bakarsanınız, güçlükle de olsa, hacıların Kuzey Terası’na giriş yaptıkları bu yıpranmış yokuşu bulabilirsiniz.
Ziyaretçiler, Batı Terası’nı tapınaktan ayıran 85 metre uzunluğundaki steller dizisi boyunca kortej halinde ilerleyerek Doğu Terası’na ulaşırlardı. Bu stellerde yazıt yoktur zira Antiochos onları varisleri için hazırlatmıştı.
ARSAMEİA ÖREN YERİ (Nymphaios Arsameia'sı)
Kral 1. Antiochus kitabelerinde söz edildiğine göre, Arsameia İ.Ö. 2. yüzyılın başlarında Kommagenelilerin atası Arsemez tarafından Kahta çayının doğusunda Eski Kahta Kalesinin karşısında kurulmuş, Krallığın yazlık başkenti ve idare merkezidir. Güneydeki tören yolunda Mitras'ın kabartma steli, ayin platformu üzerinde Antiochus-Herakles tokalaşma steli ve bunun önünde Anadolu'nun bilinen en büyük Gerekçe yazıtı, yazıtın bulunduğu yerden başlayan 158 m. derine inen bir tünel ile yazıtın batısında benzer bir kaya dehlizi bulunmaktadır. Tepe üzerindeki platformda Mithridathes Callinichus'un mezar tapınağı ve sarayı yer almaktadır. Yapılan saray kazılarında çok sayıda heykel parçası, bir kraliçe ve Antiochus başı bulunmuştur.
Yeni Kale
İlçeyebağlı Kocahisar Köyü yakınlarındır. Kommageneliler tarafından inşa edilen Yeni Kale, karşıdaki Arsemeia ile birlikte kullanılmıştır. Romalılar ve ardından Memluklular tarafından restore edilen Kale en son 1970'lerde Dörner tarafından kısmen onarılmıştır. Kale içinde çarşı, cami, zindan, su yolları, güvercinlik kalıntıları ve kitabeler bulunmaktadır. Kale'den Nymphois'e inen su yolu bir tünelle Arsameia'ya bağlanmıştır. 80 metreyi bulan bu yolla halen suya ulaşmak mümkündür.
Cendere Köprüsü
Kahta çayının bir kolu olan CENDERE ÇAYI (Chabinas) üzerinde en dar noktasında ve görkemli kanyon ağzında ayakları ana kaya üzerine kurulmuş tek kemerli ve bir savaklı olan köprü kemer yanaklarından 92 dev kesme taştan yapılmıştır. İlçe merkezine 20 km. uzaklıkta ve Karakuş tümülüsünün kuzeydoğusundadır.
Bu köprü M.S. 193-211 Septimus Severus (Roma İmparatoru) zamanında doğu lejyonunun seferi için yapılmış. Köprü girişlerinde ; Septimus Severus, karısı Julia Donna ve oğulları Carakalla ile Geta onuruna sütunlar dikilmiş ancak Geta adına dikilen sütun kardeş kavgası sonucunda kaldırılmıştır. Köprü üzerinde korkuluklarda dört adet kitabe mevcuttur.
Köprü 1997 yılında restore edilmiştir. Bu güne kadar taşıt trafiğine geçiş veren köprünün doğu tarafında T.C.K. tarafından yeni karayolu köprüsü yapılarak geçişler yeni yoldan verilmeye başlanmıştır.
Köprü, depreme karşı korunacak şekilde, sütunlara köprüye esneklik payı
Karakuş Tümülüsü (Kadınlar Anıt Mezarı)
Milli Parkın güneybatısında Nemrut dağı yolu üzerinde bulunan, Kommagene Kralı 11. Mithridates tarafından annesi İsas adına yaptırılan anıt mezar, sütun üzerindeki kartaldan dolayı Karakuş Tümülüsü olarak anılmaktadır. Doğu, batı ve güney yönlerde dörder sütun varken günümüze doğuda iki batıda ve güneyde birer sütun kalmıştır. Doğudaki sütun üstünde aslan ve kartal heykel kalıntıları, batıdaki sütunun üstünde tokalaşma stili, yerde aslan heykeli parçası vardır. Nemrut Dağı giriş noktası olarak belirlenen Karakuş Tümülüsü Milli Park Koruma alanı içerisindedir.
Atatürk Barajı
Atatürk Barajı, turizme ve ekonomiye olan katkılarıyla İlçemizin dışarıya açılmasını sağlanmaktadır. Atatürk Barajı yöre halkının günlük yaşamını etkilenmekte olup, göl üzerinde su sporları ve tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır.
Ayrıca Baraj gölü sahilindeki 100 - 150 kişi kapasiteli lokanta, restoran ve dinlenme tesislerinde yerli ve yabancı turistlere hizmet verilmektedir.
KÜLTÜR
KIZ SEÇİMİ :
Oğlan anasının çevrede yaptığı araştırmaları, akraba ve tanıdıkların tavsiyeleri, evlenme çağına gelmiş oğlanın ağzının yoklanması sonucu yapılan araştırmalarla tespit edilen kızların evine görücüler, kendi aralarında kararlaştırılan bir günde, haber vermeden giderler. Hiç beklemedikleri bu konukların ziyaret sebeplerini anlayan ev sahibi, konuklarına gereken saygıyı gösterirse de, kızlarını birden bire verecek izlenimi yaratacak davranışlardan kaçınırlar. Bu nedenle konukların başörtüleri alınmaz, onlara kahve ikram edilmez.
Görücülerin her biri kızın özelliklerini anlamak için evin düzenini, temizliğini, el becerilerini gözden geçirirler ve kızı yakından görebilmek için su vb. ihtiyaçlarını isterler.
Eve dönen görücüler, gördüklerini ortaya atar ve kızı ile ailesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karara varırlar. Sonuç, baba ve en yakın aile büyükleri ile görüşüldükten sonra bir aracı ile oğlana söylenirdi. Kız, oğlana gösterildikten sonra kesin sonuca varılır. Bu süre zarfında kız evi de oğlan hakkında gizli araştırmalarını yapar.
KIZ İSTEME :
Kızın seçiminden sonra, sıra kız isteme işine gelirdi. Kız isteme işine kadınlar, erkekler tarafından yapılır. Önce oğlan tarafının yakın akrabalarından bir grup, istemek için tekrar kız evine giderlerdi. Kısa bir sohbetten sonra, "Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle kızınızı, oğlumuza münasip bulduk. Siz ne dersiniz?..." denilerek kız istenir ve oğlanın hüner ve meziyetleri sıralanır. Kız evi ise "İyi geldiniz, hoş geldiniz ama kızımız küçük, borçluyuz, evimiz pek yalnız. Çocuk da giderse elimiz, ayağımız kuruyup kalacak," cevabını verirler. Kızı isteyen taraf da "Biz sizi sıkmayız. Hepsinin kolayı bulunur. Kızın yeri iyidir. Kaçırmayınız," gibi gönül alıcı sözler sarf edeler. Eğer kız tarafı verimkar ise "Allah nasip etmiş ise ne diyelim!" ya da "Bir kaç gün sonra cevap verelim," derlerdi. Oğlan evi, kızın verilip verilmeyeceğini, kendilerine yapılan ikramdan, ayakkabılarının çevrilmesinden, uğurlanmalarından anlamaya çalışırlar. Kız evi olumsuz cevap vermek istiyorsa, kızlarının henüz gelinlik çağına gelmediğini, başka bir tarafa sözleri olduğunu, henüz düğün edemeyeceklerini ileri sürerek hatır kırmamaya çalışırlar. Oğlan evinin, kız evine ikinci ve üçüncü gidişlerinden sonra "Birliğimiz tamamdır. Bir kere de babasından istenilmesi muvafık olur," denilerek kesin cevap erkeklere bırakılır. Daha sonra erkekler bir yerde toplanarak isteme işi tamamlarlar. Söz kesimini nişan izler. Söz kesilmede, bunun belirtisi olan küçük hediyeler verilir.
İlçemizdeki folklorik değerler, kaynağını yöre halkının gelenek görenek ve yaşam tarzından almaktadır. Misafirperverlik, sosyal dayanışma ve ananelerine bağlılık ilçe kültürünün en önemli başlıklarıdır. İmece, asker uğurlama, dini ve resmi bayramlardaki kaynaşma, düğün alayları ve taziyeler ilçe halkının en belirgin folklorik özellikleridir.
FOLKLORİK DEĞERLER
Folklorik değerlere ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıya çıkarılmıştır.
Yaşama Biçimi : Yöre insanının yaşama biçimi kırsal kesimde ve ilçe merkesinin önemli kısmında yörenin ekonomik yapısına paralel olarak tarıma endekslidir. Tarım ve hayvancılığa bağlı olarak yaşamını sürdüren halk, tarımın makineleşmesiyle sosyal yaşantısını kısmen de olsa revize etmiştir. Tarımdan geçimini sağlayan kesimlerin sosyal yaşamları Anadolu’daki köylülerden farklı değildir.
Atatürk Barajı göl sahası oluşması nedeniyle topraklarını kaybederek ilçe merkezine yerleşen vatandaşlar, değişik dallarda ticaret yapmak suretiyle geleneklerini koruyarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Sosyal yaşantı turizmle ve okulların çoğalmasıyla hızla gelişim göstermektedir.
İlçemizde Turanlı sülalesinin liderliğini yaptığı RİŞVAN aşireti Çetinkaya sülalesinin liderliğini yaptığı İZOL aşireti ve Erdem sülalesinin liderliğini yaptığı MİRDES aşireti mevcut olup, bunun yanında çevre illerde bulunan bazı aşiret mensuplarının da ilçemizde çok az sayıda ikamet ettikleri, bütün aşiretlerin devlet yanlısı oldukları gözlenmektedir.
Halk Oyunları : Türkiye, Avrupa ve Dünya birincilikleri almış olan halk oyunları, kaynağını Fırat Efsanei, Hasat ve yörenin törelerinden almıştır. Son yıllarda oynanan Simsimi, Düz, Türkü, Kımıl yörenin oyunlarından bazılarıdır.
Türkü : İlçenin yetiştirdiği sanatçılar, yöre insanının dramını, ezgilerini, güzelliklerini, Fırat ve tarihi zenginliklerini konu alan türküler besteleyerek halka sunmuşlardır. İlçede yetişen ve ülkemiz çapında tanınan ses sanatçıları; Kahtalı Mıçı (Mustafa ARSLAN), Zara, Ramazan GARİPSES, Kahtalı Hamido ve Kahtalı İbo’dur.
Giysi : Mahalli giysiler halen erkek ve bayanlarda güncelliğini korumakta olup, erkeklerde; başta şapka, yelek ve şalvar, Bayanlarda ise ; başta tülbent, fistan ve belde kemer ile takılar giysiyi tamamlamaktadır. İlçe merkezi ve genç kesim modern giyimi benimsemiş durumdadır.
ASKER UĞURLAMA;
Askerlik insan hayatında bir dönüm noktası ve olgunlaşma dönemi olarak kabul edilir. Askere gidecek gençler akraba, eş, dost, ve komşularını ziyaret ederler. Ellerini öptükleri büyüklerinden el öpme parası alırlar. Askere gidecek olan gencin evi akraba, eş, dost, ve komşuları tarafından ziyaret edilerek çeşitli hediye ve armağanlar verilir. Askere gitmeden önce asker aileleri diğer askerlere ve çevreye yemek daveti verir. Önce akraba ziyaretlerine başlarlar. Akrabaları, kendilerini ziyarete gelen gençlere çeşitli yemekler yapıp ağırlarlar. Askerin silah tutacağı parmağına kına yakılır. Askere gidecek gençler annesinin babasının ve kardeşlerinin ellerini öper, gençlerin cebine harçlık konulur. Askere gidecek genç gideceği vasıtaya bineceğinde, binmeden önce topluca dua edilir, dua ile uğurlanır.
EL SANATLARI;
Halı, sicim, kilim, yazma, oya, bakır işlemeciliği ve hediyelik eşya yapımı ilçenin el sanatları açısından önemli faaliyetleri olmakla beraber, halıcık ilçe ekonomisine gözle görülür bir katkı sağlamaktadır.
YÖRESEL YEMEKLER
İlçe zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Mevsimine göre evlerden eksik olmayan yemekler; Patlıcanlı Yoğurt Çorbası, Yuvarlama, İçli Köfte, Mercimekli Lapa, Sarımsaklı Bulgur Pilavı, Mercimekli Köfte, Çiğköfte, Pirpirimli (Semizotu) Ayran Çorbası, değişik dolma türleri, yaprak sarması, değişik etli tava yemekleri.
İlçenin yemek kültüründe hemen her mahallede bulunan fırınlarda pişirilen fırın yemeklerinin yeri büyüktür. Özellikle yaz aylarında fırında hazırlanan Tava, Patlıcan Kebabı, Dövmeç, (Közlenmiş Patlıcan ve Biber ile hazırlana) Soğulma, lahmacun ve etli pide ilçenin yemek kültüründe önemli bir yer tutar
DÜĞÜNLER
Yöremizde, toplumumuzun en önemli kuruluşu olan ailenin kuruluşunun ve işlerliğinin sağlanması üzerinde önemle durulan konulardan biri olmuştur. Yöremizde evlenmelerde özellikle yaş, sosyal ve ekonomik denklikler gözetilir. Evlenmede genel anlayış, erkeğin askerliğini yaptıktan sonra evlenmesidir. Geçim kaynağı tarım olan yöremizde daha çok askerden önce evlilik olayına daha çok rastlanılmaktadır.
Evlenmelerde kız anaları, gelinlik çağına yaklaşan kızına, eş olacak, yakışacak damadı beklerken, oğlan anaları da oğluna hayat arkadaşı olabilecek serpilmiş kızları araştırırlar.
Bölgemizde ergenlik çağına giren kız ve erkekler küçük yaşta evlendirilirler. Evlenmelerde ailelerin görüşüne ve gençlerin rızasına bakılır. "Kızı keyfine bırakırsan zurnacıya, oğlanı kendi haline bırakırsan bir yosmaya gönül verir." Atalar sözünden hareket edilerek, ana ve babanın kararı haricinde hareket etmek saygısızlık sayılır.
Evlenme yaşına gelen erkekler, düşüncelerini aracılar tarafından ailelerine bildirir.
Kız ve erkeğin seçiminde soy ve sülalenin araştırılmasına özen gösterilir. Yakın akraba evliliklerine çok sık rastlanılır. Kirvelerin ve kirve çocuklarının evliliklerine ise kolay kolay izin verilmez. Bazı aileler; geçimsizlik olur gerekçesiyle, akraba evliliklerine rıza göstermezken, bazı aileler de mallarının dışa çıkmasını önlemek için akraba evliliğine "evet" dermektedirler. Yaşı geçen kızların evlenmeleri ile ilgili "kısmet açma" "kızın kısmeti kapanmış" gibi inançlar bulunmaktadır.
Düğün tarihleri kız ve oğlan taraflarının anlaşması ile belirlenir. Çoğunlukla sonbahar ayları tercih edilmektedir.
Düğünle ilgili olarak yukarıda belirtilen adet ve gelenekler halen güncelliğini korumakta ise de genç kesim, özellikle de okumuş diye tabir edilen kesim, görüşüp, anlaşarak evlenme yolunu gitmektedirler.
SÜNNET
Kirve : Günümüzde anlamındaki ağırlığını yitirse de özellikle yöremizde çok değer verilen, onurlandırmak, şereflendirmek için sunulan bir mevkidir. Aşiretlerdeki kirvelik babadan çocuğa gelecek nesillere aktarılır. Aileler arasındaki kirvelik ilişkisi babadan sonra en büyük oğulla devam ettirilir. Bir anlamda ailelerin kan kardeşliği gibi bir şeydir. Yeni nesillerin kirvelerini değiştirmesi çok büyük bir ayıptır. Kirvelik sadece sünnet olacak çocuğun pipisini tutmakla ve bir sıfat olmakla sınırlı değildir.
Aileler arasında kavgalarda kirveler de taraf olur veya arabuluculuk yapar. Ayrıca evliliklerde de kirve düğünün organizatörlerindendir. Ev sahipliği yapar, misafirleri karşılar. Kirvenin çocukları kardeş sayılır, bırak evlenmeyi yan gözle bile kirve çocuğuna bakılamaz. Kirve baba kadar sorumludur aslında sünnet olan çocuğun üzerinde. Babasının gücünün yetmediği yerlerde kirve devreye girer. Sünnet olacak çocuğun giysisi kirve tarafından alınır. Kirve çocuğa altın, saat vb. gibi armağanlar getirir. Çocuğun babası tarafından kirveye halı, elbise vb: gibi armağan verilir. Çocuk otomobille gezdirilir. Sünneti, sünnetçi veya sağlık memuru yapar. Çok ağır bir sorumluluktur kirvelik, o yüzden herkes kabul etmez kirvelik teklifini.
Genellikle sünnetler yapılırken sünnet düğünü tertip edilir ve kendisine yukarıda özellikleri sayılan özelliklerde bir kirve tutulur. Sünnet düğününden bir gün öncesinde sünnet olacak çocuk için kına gecesi düzenlenerek, sünnet olacak çocuğun ellerine kına yakılır. Sünnet olacak çocuğun yatak ve yatak odası süslenir. Sünnet olacak çocuğa sünnet elbisesi giydirilir. Düğün günü mevlit okutulur. Dualar yapılır. Davetli misafirlere yemek ve çeşitli ikramlarda bulunulur. Düğüne arabalarıyla katılan herkes düğün günü konvoy oluşturarak sünnet olan çocuğa şehir turu yaptırırlar. Misafirler tarafından sünnet olan çocuğa çeşitli armağanlar verilir.
ÖLÜM VE TAZİYE
En önemli ananelerimizden (örf ve adetlerimiz) biri olan ve bizi diğer büyük yerleşim birimlerinden ayıran önemli özelliklerimizden biri olan cenaze ve taziye hizmetleridir. Bu da ölülerimize olan sevgi ve saygımızdır. Taziye; ölüsü olan aile yakınlarının acılarını hafifletmek ve bir nebze de olsa acılarını paylaşmak için yapılan ziyaretlerdir.
Yas sahipleri ziyaretleri evlerinde kabul ederler, taziye yeri olarak da evlerin geniş avlularında tercih edilmektedir.
Yakını vefat eden kişi, taziye evinde hazırlıklarını yaparak taziyeye gelenleri karşılar. Taziye sahipleri gelenlere çay, su, şeker vb. ikram eder. Taziye yerine giren her kişi Fatihâ Suresi’ni okur. Duasını okuduktan sonra gelen ikramı alır. Kalkması gerektiği zaman aynı dua tekrarlanır. Yakını ölen kişi taziye evi için gönlünden geçtiği miktarda masraf yapabilir. Taziye için gelenler de kendi gönlünden geçeni yas evine getirebilir. Yas süresi yöremizde ölen kişinin yaşı ve toplumdaki yeri ile orantılı olabilmektedir. Ölümün kırkıncı günü mevlit okutulur, davetlilere yemek ve helva ikram edilir.Elli ikinci gününde hatim indirilir
BELDELER :
Akıncılar
Bölükyayla
Kahta
KÖYLER :
Adalı,Akalın,Akdoğan,Akkavak,Akpınar,Aktaş,Alıdamı,Arılı,Aydınpınar,Bağbaşı,Ballı,Belenli,Belören,Beşikli,Boğazkaya,Bostanlı,Bozpınar,Boztarla,Burmapınar,Büyükbağ,Büyükbey,Çakırçeşme,Çaltılı,Çardak,Çataltepe,Çaybaşı,Çıralık,Çukurtaş,Damlacık,Dardağan,DolucaDumlu,Dutköy,Eceler,Ekinci,Erikdere,Erikli,Eskitaş,Fındıklıçalı,Fıstıklı,Geldibuldu,Göçeri,Gökçe,Gölgeli,Güdülge,Güzelçay,Habipler,Hacıyusuf,Hasandıgın,Hasköy,İkizce,İslamköy,Karaca,ören,Karadut,KavaklıKayadibi,Kocahisar,Koçtepe,Kozağaç,Köseler,Menzil,Mulkkoy,Narince-Bucak Merkezi,Narsırtı,Oluklu,Ortanca,Ovacık,Salkımbağı,Sarısu,Sıraca,Sırakaya,Susuz,Şahintepe,Taşlıca,Teğmenli,Tuglu,Tutenocak