Kategoriler

Popülerler

TUT İlçesi




GENEL BİLGİ

Tut, Kaşlıca köyünün yerine kurulmuş ve burada Türklerle Rumlar beraber yaşamışlardır. Türkler çıkan bir anlaşmazlık sonucunda ayrılarak şimdiki yere taşınmışlardır. Ernişdere isminde bir kale, İlçenin batısında yer alan Sürmene ev kalıntıları, yatak yerleri ve mezarlar vardır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Adıyaman İline bağlı bir ilçe olan Tut ilçesi, kuzeyinde Malatya İlinin Doğanşehir İlçesi, doğusunda Adıyaman, batısında Gölbaşı ve güneyinde de Besni İlçesi ile çevrilidir.

İlçe toprakları Torosların uzantısı olan Güneydoğu Torosların eteklerinde, Akdağ’ın Güneyinde yer almaktadır. İlçe toprakları dağlık ve engebeli arazi yapısına sahiptir.

İlçenin en büyük akarsuyu Göksu çayı Çiftlik, Havutlu, Boyundere, Yaylımlı, Köseli ve Öğütlü köylerinin arazilerini sulayarak Fırat’a dökülür. Adıyaman Merkez İlçe ile Tut İlçe sınırlarını çizen Şebker Çayı da Mestikeloğlu, Köseli ve Muş (Pınarbaşı) yerleşim birimlerinin arazilerini sulayarak Göksu’ya ulaşmaktadır. Kemolar ve Yaylımlı arazilerini sulayan Şovak çayı Göksu’nun diğer bir koludur. Fırat Nehri’nin kolu olan Göksu Irmağı, İlçe Merkezinin Güneyinden geçmektedir.

Deniz seviyesinden 1.050 m. yükseklikteki ilçenin yüzölçümü 320 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 15.784'tür.

İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarıma elverişli arazilerin azlığından ve ilkel üretim metotlarının kullanılmasından dolayı büyük bir gelir elde edilememektedir. İlçede eskiden beri ev tezgahlarında dokunan Tut Bezi, bugün halen üretilmektedir. Ayrıca İlçede teşvikli yapılan besi ve süt sığırcılığı işletmelerinin yanı sıra, çiftçilerinde kendi imkanlarıyla yaptığı 5 ile 50 baş arasında yaklaşık 40 adet sığırcılık işletmesi vardır.

Tut, Kaşlıca köyünün yerine kurulmuş ve burada Türklerle Rumlar beraber yaşamışlardır. Türkler çıkan bir anlaşmazlık sonucunda ayrılarak şimdiki yere taşınmışlardır. Ernişdere isminde bir kale, İlçenin batısında yer alan Sürmene ev kalıntıları, yatak yerleri ve mezarlar vardır. Ernişdere'de, derenin sarp yerlerinde görülen su arkı ile Tut’ dan Kaşlıca’ya doğru uzanan Gül Harığı yörenin zamanında oldukça kalabalık olduğunu gösterir. Tut Merkezinde bulunan 2 camiden birisinin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Tut İlçesinin Çamlıca Mahallesinde yer alan tarihi Vijne Köprüsü, bugünde ayakta kalan görkemli yapısıyla eski dönemlerin kervan katarlarına uzun dönem hizmet vermiştir. Göksu üzerinde halen görülmeye değer bir tarihi eser olarak duran bu köprüye, benzer iki adet köprünün önceki yıllarda sel ve doğal nedenlerle yıkıldığı bilinmektedir.

Tut İlçesi Adıyaman İlinin Besni İlçesinden ayrılarak 1990 yılında Adıyaman’a bağlı İlçe konumuna getirilmiştir. 

20 Mayıs 1990 tarih ve 20552 sayılı Resmi gazetede yayımlanan 09.05.19990 tarih ve 3644 sayılı kanun ile, ilimize bağlı Besni İlçesi’nin 12 köyü Besni’den ayrılarak,Tut Bucak Merkezi merkez olmak üzere, Adıyaman İli’ne bağlı küçük şirin bir ilçe oluşturulmuştur. İlçemiz, kuzeyde Malatya İli’nin Doğanşehir İlçesi,doğuda Adıyaman,batıda Gölbaşı ve güneyde de Besni İlçeleri ile çevrilmiştir.  Deniz seviyesinden yüksekliği 1050 m. olmasına rağmen, güney kısmında ılıman bir iklim hüküm sürmektedir. İlçemizin arazisi genellikle dağlık ve engebelidir. Toprakları tarıma elverişli olmadığından ;insanlar, ya tütün, ya da Antep fıstığı dikmek suretiyle bir karış toprağını dahi değerlendirmektedirler.


Arazi dağlık olduğu için toprak kayması çokça görülür. Erozyona   oldukça sık rastlanmakta,  çeşitli aşınmalar göze çarpmaktadır. ilçenin batı kısmında (tarihi hakkında kesin bilgi bulunmayan) mağaralar vardır. Bunlardan birisinin içinde mozaik, diğerinde ise; elinde kalkan ve ok tutan bir insan kabartması ile ortasında taştan yapılmış masa ve sandalyeler bulunmaktadır. Masanın bir tarafında taht ve üstünde başı taçlı bir kral, yanında da ayakta duran insan kabartmalarının olduğu bilinmektedir. İlçe merkezinde tarihi bir cami vardır. İlçemiz, tarihi zenginlikleri ,eşsiz iklimi, bol yeşili , geniş su kaynakları ve emsalsiz mesire yerleri ile Adıyaman’ın en şirin ilçesidir.

AKARSULAR

Göksu: İlçenin en büyük akarsu kaynağıdır. Çiftlik, Boyundere, Havutlu, Yaylımlı, Köseli ve Öğütlü köylerinin arazilerini sulayarak İlçeyi terk eder ve Fırat’a dökülür.Sudan faydalanılarak çayın yatağında kalın kabuklu ve benekli karpuz yetiştirilir.

Şebker Çayı:Adıyaman Merkez İlçe ile İlçemizin sınırlarını çizer. Mestikeoğlu, Köseli ve Muş (Pınarbaşı) yerleşim birimlerinin arazilerini sulayarak Göksu’ya ulaşır.

Soğukpınar: İlçenin doğusunda, Kaşlıca köyünün sınırları içinde yer alır. Yukarıdan gelen kar ve diğer küçük kaynaklarla birleşerek, önündeki bahçe ve arazileri sulayarak Kaşlıca Kalesi’nin dibinden geçer. Yan kollarla miktarı çoğaldıktan sonra su, “Şovak” adını alır. Kemolar’ın ve Yaylımlı’nın bahçelerini sulayarak Göksu2ya dökülür. Ayrıca bu suyun çevresinde mesire yeri olarak değerlendirilen yerler mevcuttur.

Şirince (Medetsiz): İlçenin kuzey batısında, 15 km. uzaklıkta yer alır. Bu suyun içme suyu olarak Adıyaman ve Tut Belediyesi’nin değerlendirmesi sonucu, İlçemiz ve Adıyaman ili ile ortak kullanılmaktadır. Bu suyun köylere dağıtılması için çalışmalara devam edilmektedir.

Cıllaz Suyu: Memekli Mağrası’nın doğu tarafından İlçenin kuzeyinde iki gözden akan su, ilkbaharda yağan yağmurların sularıyla daha da çoğalır. Bahçe ve arazi sulamalarında kullanılmakla beraber , içmeye de müsaittir. 1990 yılında yapılan bir çalışmayla gözler büyütülmüştür.

Gül Harığı: Üçpınar mevkiinde yer alan bu kaynağımız, betonlama olmadan ark şeklinde akmaktadır. İçmeye müsait olduğu halde sadece arazi sulamalarında kullanılır. İlkbaharda  yağmur sularıyla hayli çoğalır. Sonbaharda daha az ve sakindir. İlçenin 3 km kuzeyindedir.

Çanakçı: Çanakçı mevkiinde yer almaktadır. İlçenin İçme suyu kaynağıdır. Su, arazi sulamalarında tüketilmektedir. Çanakçı, güzel bir mesire yeri olarak da hizmet vermektedir. Doğal güzellikleri ile insanlarımızın dinlenip, eğlenebilecekleri bir yerdir.

Ulupınar: İlçenin kuzeyinde, merkeze yaklaşık olarak 2 km. uzakta yer alan bu kaynağımız, etrafındaki bahçeler ve İlçedeki arazilerin sulanmasında Katkıda bulunur.

Yarpuzlu: İlçenin kuzeyinde, Hacı Muhammet dağı’ nın dibinden çıkan bu suyumuz, çevresindeki araziyi sulayarak, bulanık dere yoluyla Göksu’ya ulaşır.

Söğüdün Göz: İlçeni kuzeyindeki dağın dibinden çıkar. Çamlıca Mahallesi’nin Çanakçı mevkiindeki arazileri sular.

Çanakçı Deresi: Çamlıca Mahallesinde yer alan bu kaynağımız da çevresindeki bahçe ve arazileri sulamaktadır.

Akçapınar: İlçenin kuzeyinde, merkeze 2 km. uzaktadır. Sulama suyu olarak kullanılır.

Tut ve çevresinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kaşlıca ve Sürmen yöresinde Tarihi eserlere rastlanmaktadır. Kurulan deresi yanında Ernişdere adında bir kale, bucağın batısında yer alan Sürmen’ de ev kalıntıları, yatak yerleri ve mezarlar vardır. Ernişdere’de derenin sarp yerlerinde görülen su arkı ile Tut’ tan Kaşlıca’ ya doğru uzanan Gül Harığı yörenin eskiden oldukça kalabalık bir yerleşim birimi olduğunu göstermektedir.

İlçenin Çamlıca Mahallesinde yer alan tarihi Vijne Köprüsü, bugünde ayakta kalan görkemli yapısıyla eski dönemlerin kervan katarlarına Uzun dönem hizmet vermiştir. Göksu üzerinde halen görülmeye değer bir tarihi eser olarak duran bu köprüye benzer iki adet köprünün önceki yıllarda sel ve doğal nedenlerle yıkıldığı bilinmektedir.

Vijne Köprüsünün bir benzeri ise halen hizmet veren tarihi Şebker köprüsüdür. Bu köprü, İlçenin Tepecik Köyü ile Adıyaman’ın merkez Şerefli köyünü birbirine bağlayan yüzyıllarca ayakta kalmayı başaran önemli bir tarihi yapıdır. Şebker köprüsü, Şebker çayının dar ve kayalık bir kısmına oturtulmuştur. Yapılışındaki bu teknik sayesinde köprü, bugüne kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

Tut 1954 yılına kadar köy, 1954 yılında Belediye, 1990 yılında ise ilçe olmuştur. Kamu kurum ve kuruluşları özellikle 1990 yılından sonra teşkilatlanmıştır.

Elde edilen bilgilere göre: Cumhuriyet döneminde bilinen ilk Nahiye Müdürü Kaza Müdür lakabıyla biliniyor (ismi bilinmiyor). Ondan sonraki M. Ali Kocatürk. Daha sonraları İhsan Sayın (İstiklal Savaşında Asteğmen olarak katıldığı biliniyor), Enver Sarmanoğlu (Tut’ta ölmüş, mezarı hala burada), Halil Nafi Öktem, Tahsin Kantarcı, Vahap Gebeş, Niyazi Bey (Kayserili Soyadı bilinmiyor), Mehmet Korkmaz, Mahmut Gebeş (İkinci kez gelmiş), Halil Dündar (1968-1971), Hassan Tahsin Kantarcı da (25.04.1962’de ayrılmış),Mustafa Hayri Güler ve Mustafa Yalçın da kaymakamlık stajlarını nahiye müdürü olarak burada yapmışlar.

1954 yılına kadar İlçedeki Kamu Kurumları, Jandarma, Okullar, Sağlık Ocağı ve Tarım Kredi Kooperatifidir. İlçe Belediye teşkilatı 1954 yılında kurulmuştur. 1990 yılına kadar nahiye olarak Mülki teşkilatta yerini alan Tut Beldesinde 1991 yılı Ağustos ayında ilk Kaymakamın görev başlamısıyla diğer kurumların teşkilatlanmasın da hız verilmiştir. 1995 yılı itibariyle ilçemizde Kaymakamlık, İlçe Jandarma Komutanlığı, Belediye Başkanlığı, Adliye, Müftülük, Meteoroloji Memurluğu, Nüfus Müdürlüğü, İlçe Özel İdare Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Mal Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Eğitim Müdürlüğü, Sağlık Ocağı, PTT Müdürlüğü, İlçe Tarım Müdürlüğü, Tarım Kredi Kooperatifi, TEDAŞ Başmühendisliği, Orman Muhafaza Memurluğu ve Ziraat Bankası Bürosu Teşkilatlanmış Kurumlardır.
İlçemiz 8 mahalle, 13 köy ve 8 mezradan oluşmaktadır.


Tut


KÜLTÜR VE TURİZM

Gelenek ve Görenekler

İlçedeki bir çok özellik hâlâ geleneksel şekilde devam etmekte; Örneğin: Yapılan söz kesme, nişan, düğün ve sünnet törenleri. İlçede söz kesmeye tatlı yeme denmektedir. Burada söz kesilecek kızın evine oğlan tarafı gider. Yüzüklerin takılmasından önce şerbet içilir ve tatlı yenir,sonra yüzük ve takılar takılır. Bundan belli bir süre sonra nişan yapılır. Düğünler kişilerin evinde ya da bahçelerde yapılmaktadır. Damat olan kişi yakın arkadaşlarından birini sağdıç olarak belirler. Sağdıcın görevi düğünü organize etmektir. Düğünlerin sonunda gelin ve damada verilen hediyeler ve takılan takılar yüksek sesle tek tek söylenir ve bu hediyelerin kimden geldiğinin unutulmaması amacıyla bir kişi tarafından not edilir.

İlçede yapılan sünnetlerde kirvelik çok büyük önem taşır. Çocuğu sünnet olacak baba, ailesine yakın ve sevdiği bir kişiye kirvelik teklifinde bulunur. Bu teklif genellikle reddedilmez.

İlçenin diğer güzel bir özelliği de cenazelere halkın çok büyük bir önem vermesi ve saygı göstermesidir. Bir cenaze olduğunda insanlar birbiriyle küs dahi olsalar, taziye ziyaretine giderler. Cenazeler başka ilde dahi olsa büyük bir çoğunluğu cenaze evine taziye ziyaretinde bulunurlar. Cenaze evine yemek götürürler. Bu cenaze ziyaretlerinin başka yerlerde karşılaşılmayan bir ilginç yönü de , cenazenin kaldırılmasından sonraki ilk dini bayram ki bu aradan on bir ay dahi geçmiş olsa,insanlar mutlaka cenaze evlerine yeniden gidip ziyarette bulunurlar. Bu bayramda cenaze evi herhangi bir bayram hazırlığı yapmaz.

İlçede dini bayramlar özelliklerini hiç kaybetmeden devam etmektedirler. Bayramdan önce evlerde bayram hazırlığı yapılır. Bayramın ilk günü çocuklar kapı kapı dolaşıp şeker toplarlar. Büyükler aile ziyaretlerine giderler.

Yöresel Yemekler

Yöresel yemekler: Maş aşı, kara şoğra, basalla( ekşili lüğlük), pipirim cacığı, yüzük çorbası, içli köfte gibi çeşitli yemekler ilçenin kendine has özellikteki yemekleridir.

İlçede dut ağacı çok fazla bulunmaktadır. İlçenin adı da buradan gelmektedir. Fakat İlçede dut meyvesine yöresel söyleyiş tarzı olarak tut denildiğinden ilçenin adı da Tut olarak kalmıştır. Yörede bu meyveden çok şifalı olduğu bilinilen dut pekmezi yapılmaktadır. Ayrıca kurutularak pestil elde edilmekte ya da kuru dut olarak çerez şeklinde oldukça fazla tüketilmektedir. İlçenin çok fazla üretilen bir diğer ürünü de soğan ve sarımsaktır.

Tut Kültür-Sanat Festivali

İlçede ilk kez 1999 yılında kültür ve sanat amaçlı bir festival düzenlenmiştir. Bu festival süresinde karikatür ve fotoğraf sergileri , çizgi şovlar düzenlenmiş, konserler verilmiş ayrıca tanınmış gazetecilerle söyleşiler yapılmış ve otantik köy düğünü tertiplenmiştir. İlçede ilk kez Antalya Büyükşehir Belediye tiyatrosu tarafından bir oyun sergilenmiş ve halkın büyük beğenisini kazanmıştır. Ayrıca festival dolayısıyla Antalya Devlet Senfoni orkestrası tarafından Nemrut Dağında yani 2000 metre yüksekte bir konser verilmiştir ve enstrümanlar çok zor şartlarda dağa kadar taşınmıştır.

Festivale katılan sanatçı ve misafirlerin bir bölümü İlçede Çanakçı diye bilinen yerde kurulan ve bütün ilçeyi görebilecek konumda, modern olarak hazırlanan konaklama tesisinde misafir edilmiş ancak bu yetersiz kaldığından misafirlerin büyük bir bölümü Tut halkının evlerinde ağırlanmışlardır.

İlçenin bu ilk festivali en küçüğünden en büyüğüne kadar hemen hemen tüm basında yer aldı ve bu sayede belki de bir çok kişi tarafından hiç duyulmamış olan bu küçük ve şirin ilçenin ve insanlarının en iyi şekilde tanıtımı yapılmış oldu.

TUT'UN TARİHİ YAPISI

Tut, Güneydoğu Torosların eteğinde kurulmuş çok eski bir yerleşim merkezidir. Güney ve Batı sınırı Göksu akarsuyu, doğu sınırı ise Şovak suyu ile çevrilidir.

Tut ve çevresinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kaşlıca ve Sürmen yöresinde Tarihi eserlere rastlanmaktadır. Kurulan deresi yanında Ernişdere adında bir kale, bucağın batısında yer alan Sürmen? de ev kalıntıları, yatak yerleri ve mezarlar vardır. Ernişdere?de derenin sarp yerlerinde görülen su arkı ile Tut? tan Kaşlıca? ya doğru uzanan Gül Harığı yörenin eskiden oldukça kalabalık bir yerleşim birimi olduğunu göstermektedir.

İlçenin Çamlıca Mahallesinde yer alan tarihi Vijne Köprüsü, bugünde ayakta kalan görkemli yapısıyla eski dönemlerin kervan katarlarına Uzun dönem hizmet vermiştir. Göksu üzerinde halen görülmeye değer bir tarihi eser olarak duran bu köprüye benzer iki adet köprünün önceki yıllarda sel ve doğal nedenlerle yıkıldığı bilinmektedir.

Vijne Köprüsünün bir benzeri ise halen hizmet veren tarihi Şebker köprüsüdür. Bu köprü, İlçenin Tepecik Köyü ile Adıyaman?ın merkez Şerefli köyünü birbirine bağlayan yüzyıllarca ayakta kalmayı başaran önemli bir tarihi yapıdır. Şebker köprüsü, Şebker çayının dar ve kayalık bir kısmına oturtulmuştur. Yapılışındaki bu teknik sayesinde köprü, bugüne kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

Bugünkü Tut İlçesi?nin 1560 senesine ait Kanuni Sultan Süleyman döneminin tahrir defterindeki kayıtlara göre önemli bir yerleşim birimi olduğu anlaşılıyor. Söz konusu tahrir defterindeki kayıtlarda, Tut yerleşim biriminin Şeyh Abdurrahman Erzincani vakfı olduğu belirtilmektedir. Tahrir defterindeki kayıtlara göre tut yerleşim biriminde 1560 senesinde toplanan vergilerin dökümü şöyledir:

Çift resmi 986
Nim çift 27
Hasıl-ı Kısmı Minel Hums 200-300
Hıntı Keyl 300
Şa-ir Keyl 80-200
Dıhn,ı Keyl 50-600
Penbe Keyl 600
Şira-i Bağadat ve Bağçeğa 3200
Öşri Besatin 200
Resmi Bennak 792
Resmi Mücerret 468
Resmi Geware 412
Resmi Tapu ve deştbani 120

Bu vergilerin ne anlama geldiğine kısaca değinecek olursak, Tut  un 16. yüzyıldaki yerleşim, yaşayış ve geçim durumu hakkında da bir fikir sahibi olabiliriz.

Çif Resmi : Araziden alınan vergidir. Tanzimattan sonra kaldırılmıştır.

Resmi Mücerret: Ticaret erbabında alınan vergiydi. Bu vergi bekarlardan alınırdı. Bu vergi, senede altı akçe olarak tahsil edilmekteydi. Buna göre 1560 yıllarında Tut  ta 78 ticari vergi mükellefi bulunmaktadır.

Resmi Bennak: Bu vergi, toprak sahiplerinin, topraktan yararlananlardan /Reaya) aldıkları vergidir. Bu verginin yıllık miktarı, 12 akçe idi. Bu vergi açısından da 66 mükellefin (Toprak Kiracısının) olduğu anlaşılıyor.

Resmi Gevvare: Sebze ve meyvelerden alınan vergidir. Bu vergi, erken yetişen mahsülden alınırdı. Bu da bize gösteriyor ki, Tut yöresi, Osmanlı döneminde de sebzecilik açısından önemli bir yere sahiptir. Bilindiği gibi Tut  ta sebze tarımı yoğunlukla yapılmaktadır.

Tut yöresindeki Osmanlı-Türk yerleşiminin öncüsü, Şeyh Abdurrahman Erzincani nin oğlu Mehmet Erzincani olarak bilinir. Abdurrahman Erzincani, rivayete göre Erzincan dan Adıyaman ın merkez Zey köyüne gelerek yerleşmiştir.

Oğlu Mehmet Erzincani ise Zey köyünden Tut  a gelip, buradaki Türk iskan hareketine öncülük etmiştir. Mehmet Erzincani yöreye gelerek yerleştiğinde ilk etapta Ulu Camiyi yapmış, yöredeki türk yerleşiminin ilk mühürünü koymuştur. Caminin yanı sıra Göksu çayı üzerindeki vijne köprüsü, Şepker çayı üzerindeki Şepker Köprüsü, Ayniye mahallesi ile Fethiye arasındaki halen harap olan Dışpınar çeşmesinin de Mehmet Erzincani tarafından yaptırldığı sanılmaktadır.

Mehmet Erzincani nin Tut yöresine gelişi konusundaki rivayeti ise şöyledir; Mehmet Erzincani nin babası Abdurrahman Erzincani, Zey köyüne bir cami yaptırır. Oğlu Mehmet Erzincani, babasına caminin kıblesinin yanlış olduğunu söyler, baba ise caminin mihrabına geçtiğinde Kabe yi görebileceğini söyler. Gerçektende oğlu mehmet Erzincani mihraba geçip Kabe yi görür ve babasına karşı sözlerinden mahcup olarak Zey den Tut a gelerek yerleşir.

Yöredeki yerleşim, Oğuz boylarıyla Türkmen ve Yörük izlerini taşır. Örneğin ilçenin Yaylımlı köyü halkının Menşei Yomut Türkmenlerine dayanmaktadır. Bu konuda araştırma yapanlardan Prof Vambrey, Yomut Türkmenlerinin dört gruba ayrıldığını, bu gruplardan birisinin Hive koluna bağlı Sallaklar olduğunu belirtiyor. Şu andaki Yaylımlı köyünün eski adı Sallak tır. Yine İlçenin Havutlu Köyünün Adı da Yörüklerin deve sırtına içini sazla doldurarak vurdukları semere verilen addır. Dolayısıyla bugünkü Havutlu köyünü Havut yapan veya onunla ilgisi olan yörük Türkleri kurmuştur.


TARİHİ CAMİLER

1-Ulu Cami:

1634 tarihinde yapılmış bir Osmanlı eseridir. Toplam 800 m2 si cami olarak kullanılmaktadır. Cami iç kısmı 12 sütun üzerine kurulmuş olup, taş sütunlar Osmanlı motifleri ve desenlerle simetrik süslenmiştir. Son tamiratı 1953 yılında yapılmıştır. Minaresi taştan yapılmış olup tek şerefedir. Caminin banisi Abdurrahman Erzincani nin oğlu Mehmet (Şıh Ali Baba) olarak bilinmektedir.

2-Salah Cami:

Salah Camisinin 1630 tarihinde yapıldığı tahmin edilmektedir. Bir çok defalar yıkılıp yeniden yapıldığından tarihi özelliklerini büyük ölçüde kaybetmiştir.

3-Musalla Cami:

1913 yılında yaptırılan cami daha sonra çeşitli tarihlerde tamir görmüştür. Tek şerefli minaresiyle İlçenin tarihi eserleri arasında önemli bir yere sahiptir. Özellikle işlemeli ahşap iç yapıları estetik özelliği haizdir.

Kaşlıca Kalesi:

Halk arasında Mihri Babil kalesi olarak bilinir. Babil Krallığı zamanında yapıldığı sanılmaktadır.

Genel olarak kaleler yüksek yerlere kurulmasına karşılık buradaki kale Kaşlıca-Aşağı evlerin bulunduğu vadin içine inşa edilmiştir. Kalenin bazı yerlerinde duvar kalıntıları, ok mahmuzları ve kenar kısımlarında su kanallarının kalıntıları mevcuttur.

Kalenin içerisinde halkın karakol ya da gözetleme yeri dediği yerler vardır. Buralar, kalenin yüksek noktalarını teşkil etmektedir. Battal-Gazi nin Malatya dan gelerek bu kaleyi fethettiği söylenmektedir.

Malkayısı:

Osmanlılar zamanında eşkiyaların yol kestiği ve kayaları oyarak yol açtıkları yer olup, Meryemuşağı köyünün sınırları içerindedir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Trabzon dan gelip Halep e giden kervan yolunun buradan geçtiği söylenmektedir. Zamanında taştan oyularak bu yolun belli kısımları halen mevcuttur.

Memekli Mağara:

İlçenin kuzeyinde Cıllaz Mevkii nde bir mağaradır. İlkbaharda mağaranın yüzeyinin iki yerinden su çıkar, insanlar bunu kadın memesine benzeterek adına Memekli Mağara demektedir.

Geyik Mağarası:

Memekli Mağara nın 500 m. Doğusunda sarp kayaların yüzüne oyulmuş, çıkılması çok zor bir mağaradır. Mağaranın içinde insan eliyle oyulmuş yatak koyacak yerler mevcuttur. Mesken olarak kullanılmıştır.

Tum Tumu Mağara:

Çanakçı denilen mevkide Gölbağların üst kısmında büyük bir kayanın içine oyulmuştur. Mağaranın azı çok dar olmakla birlikte içerisi bir oda genişliğindedir.

Şovak Köprüsü:

Şovak deresinin üzerine inşa edilmiş, taştan yapılmış tarihi bir köprüdür. Osmanlılar zamanında kervanların Vijne köprüsü nden gelerek buradan geçtiği belirtilmektedir.

Ayrıca halk arasında Gorlam olarak adlandırılan vadide suyu aşağılara aktarmaya yarayan kayalara oyulmuş su kanalları ve mağaralar bulunmaktadır. Yöredeki sulama kanalları ve kapalı künk kalıntıları, Göksu Vadisindeki sulamanın çok eski tarihlere kadar uzandığı gösteriliyor.      


TÜRBE ve ZİYARETLER

Şeyh Ali Baba Türbesi

İlçe merkezindeki Tepebağ denilen mavkide Fatih İlkokulunun güney batısındadır. Türbenin Abdurrahman Erzincani nin oğlu Mehmet e ait olduğu sanılmaktadır. Ama halk arasında Şeyh Ala Baba olarak bilinir. Ziyarete gidenler bir gece yatıp pilav pişirerek çevredeki evlere dağıtılır, çocuklara yedirilir. Böylece Allah tan hastalıklarına şifa isterler. Daha ziyade felçli olanlar ve akli dengesi bozuk olanlar için şifa amaçlı ziyaret ederler.

Kızıltepe (Hüseyin Gazi) ve Evren tepe (Güzeloğlan) Ziyaretleri

Bu ziyaretlerdeki yatırların eski Malatya lı olduğu söylenir. İlçemiz Akçatepe köyündedir.

Hikayesi: Zamanın kralının güzel bir kızı varmış, bu kızı gören Hüseyin Gazi, amcasının oğluna anlatmış. Ancak Hüseyin Gazi Kral tarafından şehit edilmiş, Hüseyin Gazi nin sülalesi intikam almak için kralın kızını kaçırmaya karar vermiş. Bu iş içinde yakışıklı bir genç olan Güzel Oğlan ı görevlendirmişler. Güzel Oğlan kaleye gelmiş, kızı kaçırmış, kalenin 3 km. kuzeyinde ve şimdiki Türbenin 500 m. Doğusuna kavuşunca kralın adamlarınca bu iki genç öldürülmüştür. Mezarları ufak bir taşa yapılmıştır.

Habib Ziyareti:

İlçemiz Havutlu Köyünün kuzey kısmındadır. Ziyaretin bulunduğu yerde dut ağaçları ve kaynak suları mevcuttur. Ziyarete giderek yemek yapanlar çevredeki insanlara dağıtırlar ve dileklerini dilerler.

Menevşe Ziyareti:

İlçemiz Dağyalankoz köyünün 1 km. kuzey kısmında bulunmaktadır. Yine Dağyalankaoz köyünün güneyinde Şeyh Abdurrahman, Köseli mezra mevkiinde ise Bülbül ziyaretleri vardır.

COĞRAFİ YAPI

Besni İlçesinin kuzeyinde 1990 yılında Besni İlçesinden ayrılarak yeni kurulmuş bir İlçedir. Kuzeyde Malatya İli nin Doğanşehir İlçesi, Doğuda Adıyaman, Batıda Gölbaşı ve güneyde Besni İlçesi ile çevrilidir.

Tut İlçesi, Torosların uzantısı olan güneydoğu Torosların eteklerinde. Akdağın güneyinde yer alır. Arazi genellikle dağlık ve engebelidir. Denizden yüksekliği (rakım) 1050 metre olması nedeniyle İlçe bir yayla konumundadır. Fırat Nehri nin kolu olan Göksu Irmağı, İlçenin güneyinden geçmektedir.

İlçenin kuzey kesiminde yayla iklimi görülürken, güney kısımlarda sahil iklimi hüküm sürmektedir. Yazları sıcak ve kurak geçer, kışları yükselti nedeniyle soğuk ve kar yağışlıdır. İlçede orman varlığı oldukça azdır. Göksu vadisi civarında iklimin elverişli olmasından dolayı her türlü meyva ve sebze yetişir.

AKARSULAR

Göksu: İlçenin en büyük akarsu kaynağıdır. Çiftlik, Boyundere, Havutlu, Yaylımlı, Köseli ve Öğütlü köylerinin arazilerini sulayarak İlçeyi terk eder ve Fırat a dökülür.Sudan faydalanılarak çayın yatağında kalın kabuklu ve benekli karpuz yetiştirilir.

Şebker Çayı:Adıyaman Merkez İlçe ile İlçemizin sınırlarını çizer. Mestikeoğlu, Köseli ve Muş (Pınarbaşı) yerleşim birimlerinin arazilerini sulayarak Göksu ya ulaşır.

Soğukpınar: İlçenin doğusunda, Kaşlıca köyünün sınırları içinde yer alır. Yukarıdan gelen kar ve diğer küçük kaynaklarla birleşerek, önündeki bahçe ve arazileri sulayarak Kaşlıca Kalesi nin dibinden geçer. Yan kollarla miktarı çoğaldıktan sonra su,  Şovak  adını alır. Kemolar ın ve Yaylımlı nın bahçelerini sulayarak Göksu2ya dökülür. Ayrıca bu suyun çevresinde mesire yeri olarak değerlendirilen yerler mevcuttur.

Şirince (Medetsiz): İlçenin kuzey batısında, 15 km. uzaklıkta yer alır. Bu suyun içme suyu olarak Adıyaman ve Tut Belediyesi nin değerlendirmesi sonucu, İlçemiz ve Adıyaman ili ile ortak kullanılmaktadır. Bu suyun köylere dağıtılması için çalışmalara devam edilmektedir.

Cıllaz Suyu: Memekli Mağrası nın doğu tarafından İlçenin kuzeyinde iki gözden akan su, ilkbaharda yağan yağmurların sularıyla daha da çoğalır. Bahçe ve arazi sulamalarında kullanılmakla beraber , içmeye de müsaittir. 1990 yılında yapılan bir çalışmayla gözler büyütülmüştür.

Gül Harığı: Üçpınar mevkiinde yer alan bu kaynağımız, betonlama olmadan ark şeklinde akmaktadır. İçmeye müsait olduğu halde sadece arazi sulamalarında kullanılır. İlkbaharda yağmur sularıyla hayli çoğalır. Sonbaharda daha az ve sakindir. İlçenin 3 km kuzeyindedir.

Çanakçı: Çanakçı mevkiinde yer almaktadır. İlçenin İçme suyu kaynağıdır. Su, arazi sulamalarında tüketilmektedir. Çanakçı, güzel bir mesire yeri olarak da hizmet vermektedir. Doğal güzellikleri ile insanlarımızın dinlenip, eğlenebilecekleri bir yerdir.

Ulupınar: İlçenin kuzeyinde, merkeze yaklaşık olarak 2 km. uzakta yer alan bu kaynağımız, etrafındaki bahçeler ve İlçedeki arazilerin sulanmasında Katkıda bulunur.

Yarpuzlu: İlçenin kuzeyinde, Hacı Muhammet dağı  nın dibinden çıkan bu suyumuz, çevresindeki araziyi sulayarak, bulanık dere yoluyla Göksu ya ulaşır.

Söğüdün Göz: İlçeni kuzeyindeki dağın dibinden çıkar. Çamlıca Mahallesi nin Çanakçı mevkiindeki arazileri sular.

Çanakçı Deresi: Çamlıca Mahallesinde yer alan bu kaynağımız da çevresindeki bahçe ve arazileri sulamaktadır.

Akçapınar: İlçenin kuzeyinde, merkeze 2 km. uzaktadır. Sulama suyu olarak kullanılır.

Gönderen: admin | Hit: 174 | 2010-10-08 18:43:57
» Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Ol

» Advertisement
|güzel sözler|resim|aşk sözleri|film izle|hikayeler Domain